|
||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa | Özgeçmiş | Yayınlar| Fotoğraflar| Videolar| Basından |İstatistik | Linkler | İletişim | Sitene Ekle
| ||||||||||||||||||||
ARAMAEN ÇOK OKUNANLAR |
Sümela (Meryem Ana) Manastırı- Trabzon
Halk arasında Meryem Ana (Panaghia) adı ile anılan Sümela Manastırı, Trabzon'un Maçka ilçesi Altındere Köyü sınırları içinde, Karadağ'ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuştur.
Sümela (Meryem Ana) Manastırı- TrabzonHalk arasında Meryem Ana (Panaghia) adı ile anılan Sümela Manastırı, Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Köyü sınırları içinde, Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuştur. Panaghia deresinin batı yamaçlarında bulunan yapı, vadiden yaklaşık 300 metre, deniz seviyesinden 1150 metre yüksekliktedir. Manastır ve kilise kompleksi olarak inşa edilen tarihi eserin tam adı Panaghia Sumela veya Theotokos Sumela’dır. Meryem Ana adına kurulan manastır “Sumela” adını “siyah-karanlık” anlamına gelen “melas” sözcüğünden almıştır. Prof. Dr. Semavi Eyice’ye göre; “evvelce burada bulunan ve saygı gören siyah Meryem Ana tasvirinden, Sümela adını aldığı ve bu dağın adının da manastırdan dolayı “Oros Mela” Karadağ olduğu kabul edilir. Fotoğraf 1- Sümela Manastırı’nın görkemli dış görünüşüÜnlü tarihçi J.P.Fallmerayer’in de1840 yılında Trabzon’a geldiğinde dikkatini çektiği gibi Meryem tasvirinin renginin koyu, hatta teşhis edilemeyecek derecede siyah oluşu bu adın esasının teşkil etmiş olması mümkündür. Fallmerayer, Danimarka Bilim Akademisi’nin ödüllü bir yarışması için Ortaçağ’a özgü bir krallık olan Trabzon Krallığı hakkında, “Geschichte des Kaisertums von Trapezunt” adında bir Trabzon Tarihi kitabı yazmış ve Sümela’yı anlatmıştır. Gazeteci, Politikacı, Tarihçi ve Gezi yazarı olan Fallmerayer, İstanbul’da da kalmış ve Osmanlı-Rus ve Avrupa ilişkileri konusunda yazılar yazmıştır. Ünlü tarihçiye Sultan Abdülmecid 1848’de bir şeref sertifikası vermiştir. Fotoğraf 2-Osmanlı Sultanı Abdülmecid tarafından 1848′de tarihçi Fallmerayer’e verilen şeref sertifikası.
Sümela Manastırının Milattan Sonra (M.S) 375–395 yılları arasında inşa edildiği varsayılmaktadır. Efsaneye göre; iki Atinalı keşiş, Barnabas ile Sophronios rüyalarında Hz. Meryem’i görürler. Meryem onlara bir manastır yaptırmalarını yerini ve oraya asıl gideceklerini tarif eder. İkili İsa’nın öğrencilerinden St. Luka’nın yaptığı rivayet olunan Meryem Ana ikonunu da beraberlerinde alarak yola çıkar, deniz yoluyla Trabzon’a gelip, Karadağ’ın sarp yamacında kiliseyi kurmak için karar kılarlar ve Theodosios devrinde (379–395) ilk kaya kilisesini kurarlar. Tesisin kesin kuruluş tarihi bahsedilen tarihler arasındadır. Ancak bazı araştırmacılara göre burası M.S.385 yılında bazılarına göre ise 472 yılında yapılmıştır. 6.yüzyılda Bizans İmparatoru Justinianus’un manastırın onarılıp, genişletilmesini istediği ve generallerinden Belisarios tarafından tamir edildiği de bilinmektedir. Başlangıçta bir kilise olarak inşa edilen eserin manastıra dönüştürülmesi gerçek kurucusu olarak tanımlanan manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru, Kommenos Hanedanı’ndan III. Alexius zamanındadır. III. Alexius burasını yeni bir tesis halinde 1360 yılında inşa ettirerek 17 metre yüksekliğinde, 40 metre uzunluğunda, 14 metre genişliğinde 72 odalı bir tesis yaptırmıştır. Fotoğraf 3- Manastırın içinde anakaya kilesi dışında çeşitli yapı gurupları bulunur.Manastırın 1650′ye kadar dış kapısı üzerinde görülebilen 1360 tarihli, beş mısralık bir manzum kitabede, III. Alexius, bu tesisin kurucusu, “Doğu ve Batı’nın hâkimi imparator” olarak gösterilmiştir. Alexius, 1361 yılındaki bir güneş tutulmasını burada karşılamıştır. Prensin sikkelerindeki güneş resminin bu olayla ilgili olduğu kabul edilmektedir. 1365 tarihli “vakfiyesi” ile de manastırın bütün idari şartlarını, arazisini, gelirlerini düzene koyduktan sonra, Trabzon’a gelecek tehlikeyi, bir Türk akınını önlemek üzere, buradaki keşişlerin daima uyanık bulunmalarını da istemiştir. Sümela Manastırı ve Türkler14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan, Trabzon’un savunmasında ileri karakol görevi üstlenen Sümela Manastırı, Doğu Karadeniz bölgesinin Türklerin eline geçmesinin ardından özel statüsünü korumuştur. Osmanlı Padişahlarından Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, I. Selim, II. Selim, III. Murad, İbrahim, IV. Mehmed, II. Süleyman ve III. Ahmed’in manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Yavuz Sultan Selim ise Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında buraya iki büyük şamdan hediye etmiştir. Bu şamdanlar 1877 yılında çalınmıştır ve bugün nerede olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Fotoğraf 4- Ana kilisenin genel görünüşü.Sümela Manastırı’nın 18. yüzyılda birçok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19.yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde son şeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği bir yer haline gelmiştir. Bu yazarlar arasında, Ghikas, Stephan, Hysilantes, G.Palgrave sayılabilir. Manastır, 18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında Maçka civarındaki diğer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargâhı olmuş, nüfus mübadelesi ile bölgedeki Hıristiyanların Yunanistan’a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terkedilmiştir. Bu arada Yunanistan’a mübadele ile göçen Karadenizli Rumlar, Veria kentinde Sümela adını verdikleri yeni bir kilise inşa etmişlerdir. Her yıl Ağustos ayında tıpkı geçmişte Trabzon Sümela’da yaptıkları gibi yeni manastırın çevresinde geniş katılımlı şenlikler düzenlemektedirler. Fotoğraf 5 -Sümela’da yer alan fresklerden biri. Hz. Meryem’in kucağında, çocuk İsa…Manastırın ana yapısı kaya kilisesidir.Sümela Manastırı’nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazmadır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir. Manastırın ana girişine dar uzun bir merdivenle ulaşılmaktadır. Giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmakta, buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda, manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranın önünde çeşitli manastır binaları bulunmaktadır. Sağda yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odaları olarak kullanılmıştır ve 1860 yılına tarihlenmektedir. Avlunun etrafındaki binalarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile Türk sanatının etkileri de görülmektedir. Yine sağ tarafta kütüphane yer almaktadır. Manastırın kütüphanesinde evvelce katalogu yapılan ve çoğunluğu XVII-XVIII. yüzyıllara ait çeşitli el yazmalarından 66 tanesi Ankara Müzesinde, içinde minyatürler olan ve Bizans eseri bin tanesi İstanbul’da Ayasofya Müzesi’ndedir. Ayrıca 150 kadar da baskı kitap vardır. Kilise hazinesindeki değerli eşyadan, Trabzon Prensi III. Manuel’in hediye ettiği gümüş salip (haç-çarmıh) ile elyazması bir eser ve çok sayıda belge Atina’da Bizans Eserleri Müzesi’ne, manastıra ait “Güllü Meryem” olarak adlandırılan ikona, İrlanda’da Dublin’de National Gallery’ye gitmiştir. Manastıra ait başka bir Meryem ikonası da Oxford’da bir özel koleksiyondadır. Buradan çıkarılmış, üzerinde “Hıristiyan üçlemesi” tasvir edilmiş gümüş madalyon ile 1438 tarihli işlemeli gümüş madalyon, 1438 tarihli işlemeli bir örtü de (epitaphios) Atina’da Benaki Müzesi’ndedir. Fotoğraf 6- Kilisede bulunan fresklerden iki sıra…Freskler 18. yüzyılı tarihlerManastırın ana ünitesini meydana getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin iç ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin içinde avluya bakan duvarda III. Alexius dönemine ait fresklerin varlığı tespit edilmiştir. Bugün bu portrelerden hiçbir iz kalmamıştır. Şapeldeki freskler ise 18. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir. Her tabakada konuların da değiştiği dikkati çekmektedir. Bu durum karşısında Sümela Manastırı’nın eski ve o nispette de değerli duvar resimleri, sıvaların tamamen dökülmediği yerlerde alt tabakalarda da mevcuttur. Fotoğraf 7/8-Kilisede yer alan freskler 3 tabaka halindedir. En değerli olanları ilk katta yer alır.Kilise içerisinde şu freskler yer almaktadır; Asıl kilisenin absid (genelde doğuda bulunan rahibin bulunduğu yer) kısmında, güney duvarında yukarıda Meryem’in doğuşu ve mabede sunuluşu, tebliğ, Hz. İsa’nın doğuşu, mabede sunuluşu ve hayatı, altta İncil’den resimler. Güney kapısında Hz. Meryem’in ölümü ve havariler. Kilisenin doğuya bakan yukarı kısmında 2. sırada Genesis, Adem’in yaratılışı, Havva’nın yaratılışı, Tanrı’nın tembihi, İsyan (Adem ile Havva’nın yasak meyveyi yemeleri), Cennetten kovulma. 3. sırada: Yeniden dirilme, Thomas’ın şüphesi, Kabirde bir melek, Nikaia konsülü. Absid kısmının dışında, yukarıda Mikail, Cebrail bulunmaktadır. Kutsal suyun efsanesi Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca yaslanmış durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin büyük bölümü restore edilmiştir. Kutsal suyu toplayan şadırvanda sivri kemerleriyle Türk Mimarisi karakterindedir. Suya kutsal denmesinin bin efsanesi vardır. “Manastırın ortasındaki kutsal havuza, 30–40 metreden iri su damlaları değişik aralıklarla düşermiş. Kutsal olduğuna inanılan bu damlalar, yüzyıllar boyunca umutsuz hastaların ve kısırların umudu olmuş. Tarih boyunca Müslüman, Hıristiyan birçok hasta, efsanenin getirdiği umudu paylaşmak amacıyla manastırı ziyaret ederek zengin adaklar ve kurbanlarla damla tedavisine girmişler.” Sümela’nın yüz metre kadar kuzeyinde yine dağ yamacına oyulmuş erişilmez durumda ve içinde freskleri olan şapeller bulunmaktadır. Sümela Manastırı, 1962 yılında merdivenleri ile kapısı tamir ettirilerek turistlerin ziyaretine elverişli bir duruma getirilmiştir.1972 yılında ise ören yeri olarak ziyarete açılan yapıya orman içersinden 30–35 dakikalık bir patika yolla ulaşılabilindiği gibi manastırın 200 metrelik yakınına küçük vasıtalarında ulaşması sağlanmıştır. Haldun Domac
|
GALERi |
||||||||||||||||||