Ana Sayfa | Özgeçmiş | Yayınlar| Fotoğraflar| Videolar| Basından |İstatistik | Linkler | İletişim | Sitene Ekle

 

ARAMA


Gelişmiş

Diyarbakır Kalesi ve Surları

Diyarbakır Kalesi'nin hangi tarihte yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Dicle nehrinin 100 metre kadar yükseğindeki fis kayası, İç kalenin ilk yerleşme yeri olduğu düşünülebilir

Categorie  Kategori : TURİZM
Comments  Yorum : 0
Reading  Okuma : 9406
Date  Tarih : 22.04.2010

Share |

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto





Diyarbakır Kalesi


Diyarbakır Kalesi’nin hangi tarihte yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Dicle nehri’nin 100 m. Kadar yükseğindeki fis kayası, İç kale’nin ilk yerleşme yeri olduğu düşünülebilir. Ayrıca bu bölgede Hurriler zamanında da bir kale yapıldığı sanılmaktadır. MS.349’da Roma İmparatoru II. Constantinius bu kalenin etrafını surlarla çevirmiştir.

Fotoğraf: Diyarbakır surları’nın genel görünümü

Diyarbakır Kalesi, Dış Kale ve İç Kale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir.
Diyarbakır’da hüküm süren devletler bu kaleyi onarmıştır. Bu bakımdan kalede her dönemin izlerine rastlanmaktadır.
Dış kale’nin kuzeydoğu köşesinde iç kale bulunmaktadır. Bu kale de surlarla çevrilmiştir. İç kale içerisinde Virantepe denilen yerde surlarla çevrili bir bölüm daha bulunmaktadır. Virantepe’de yapılan kazılar XIII. yüzyılda Artukoğulları döneminde burada bir saray yapıldığını ortaya çıkarmıştır. İç kale Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1524-1526 yıllarında genişletilmiş, on altı burç ile iki kapı eklenmiş ve surlarla çevrilmiştir. Bu kalenin Fethi Oğrun, Saray ve Küpeli isimli kapıları Diyarbakır şehrine açılmaktadır.

 Diyarbakır surları


Diyarbakır’ın simgesi niteliğinde olan Diyarbakır surlarının ilk defa MÖ.3000-4000 yıllarında Hurriler tarafından bugünkü İç Kale’nin olduğu yerde yapılmıştır. Bu surlardan günümüze yok denilecek kadar az kalıntı gelebilmiştir. Bugünkü surlar  MS.346 yılında İmparator II. Constantinius tarafından yaptırılmıştır.
            Diyarbakır surları, dünyadaki en uzun surlardan Çin Seddi, Antakya ve İstanbul surlarından sonra gelmektedir. Ancak bu surların hiç birisi Diyarbakır surları kadar üzerindeki yazıtları, burçları ve bezemeleri yönünden görkemli değildir.

diyarbakin-kalesi.bmp

  Fotoğraf: Surlar ve burçların görünümü

            Günümüzde bir açık hava müzesi konumunda olan Diyarbakır sur ve kaleleri Roma döneminden sonra bölgeye egemen olan Bizans, Abbasi, Mervani, Selçuklu, Artuklu, İnallı, Nisanlı, Eyyubi, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde de önemini korumuş ve yeni eklemeler yapılarak onarılmıştır. Ancak yapılan bütün bu onarım ve korumaya karşılık ana mimari özelliğini kaybetmemiştir. Bununla beraber her dönem kendi özelliğini de buraya yansıtmıştır.
            Nitekim burçlar üzerinde değişik dillerde yazılmış kitabeler, güneş, yıldız, çift başlı kartal, aslan, kaplan, boğa, at ve akrep gibi kabartma motifler de bunu açıkça göstermektedir.

diyarbakir-kale5.bmp

  
Fotoğraf: Burçlar üzerindeki motifler

Diyarbakır sur ve kaleleri, Diyarbakır’ın yakınındaki Karacadağ’dan getirilen bazalt bir tabaka üzerine yine bazalt taşlardan yapılmıştır. Bu surların uzunluğu yaklaşık 5.700 metre olup, yükseklikleri 8-12 metre arasında değişmekte, genişliği de 3-4 metredir.
            Surlar üzerinde yuvarlak, dörtgen, beşgen, altıgen şekillerinde 82 burç yapılmıştır. Bu surlar Dağ Kapısı (Harput Kapısı), Urfa Kapısı (Rum veya Halep Kapısı), Mardin Kapısı (Tell Kapısı) ve Yeni Kapı (Satt veya Dicle kapısı) isimli dört ünlü kapısı bulunmaktadır. 
 diyarbakir-kale2.bmp
Fotoğraf: Kapılardan Görünüm

Bu kapılar daha çok Mezopotamya’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olan Diyarbakır’a giriş ve çıkışların kontrol altında tutulmasında önemli rol oynamıştır. XIX.yüzyılın başlarına kadar sur kapıları güneşin doğuşu ile açılır, güneşin batışı ile kapanırdı. 1853 yılında Diyarbakır’ı ziyaret eden gezgin H.Petermann’ın anılarında; güneş battıktan sonra Diyarbakır’a ulaştığını, kapıların kapalı olması nedeniyle sur dışında sabaha kadar beklemek zorunda kaldığını yazmıştır.


Surları Dış Dünyaya 4 Kapı Bağlıyor                                                                                                          

 1-Harput Kapı (Dağ Kapı)  

İki silindirik burcun arasında bulunan Dağ Kapısı’nın (Harput Kapısı) üzerinde Roma İmparatoru Valentininaus’un Latince, Bizans İmparatoru II. Teodosius’un Grekçe kitabelerinin yanı sıra Abbasi ve Mervani dönemlerine ait onarım kitabeleri yer almaktadır.Bu kapı iki katlı olup, alt katta Mervani döneminde yapılan bir mescit bulunmaktadır.   
Günümüzde devlet güzel sanatlar galerisi olarak kullanılmaktadır.

 2-Mardin Kapı (Tell Kapısı)  

Halife Murtezid Billah, Diyarbakır’ı ele geçirmesinden sonra burasının asilerin barınağı olarak kullanılmasını önlemek amacı ile surların güney tarafını yıktırmıştır. Bu bölümde bulunan kapı üzerindeki kitabeye göre; 909-910 tarihlerinde Halife Muktedir Billah ve Veziri Ali Bin Muhammed’in yardımlarıyla, Cerceralı İshak oğlu Yahya’nın idaresinde Cemil oğlu Diyarbakırlı mühendis Ahmet tarafından onarılmıştır.

3-Dicle Kapı (Yeni Kapı)  

Surların doğusundaki Yeni Kapı (Dicle Kapısı) 1240-1241 tarihlerinde Bizans döneminde yapılmış, basık kemerli tek girişli bir kapıdır.

4-Urfa Kapısı (Rum Kapısı)

Surların batısında bulunan Urfa Kapısı (Rum Kapısı) üç girişli olup, V. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kapı üzerindeki bir kitabeden Artuklu döneminde Sultan Mehmet tarafından onarıldığı ve üzerinde insan ve hayvan figürlerinin bulunduğu demir kapı kanatlarının buraya eklendiği öğrenilmiştir. Bu kapı diğerlerinden daha farklı ve büyük olup, ortadaki kapı Osmanlı döneminde Saltanat veya Hümayun kapısı olarak tanınmıştır.
Osmanlı Padişahları bu kapıdan sefere çıkar ve dönüşlerine kadar da kapının taşla örüldüğü söylenmektedir. 


diyarbakir-kale1.bmp

Fotoğraf: Urfa Kapısından görünüm

Burçlar 

Yedi Kardeş, Evli Beden, Nur, Keçi, Kral Kızı ve Akrep burçları en ünlü kale burçlarıdır. Bu burçların üzerinde çeşitli kabartmalar, hayvan figürleri ve kitabeler başta olmak üzere çeşitli bezemeler bulunmaktadır. Roma ve Bizans dönemine ait yazıt ve figürler daha çok Dağ Kapı’da, Abbasi dönemine ait yazıtlar Dağ Kapı ile Mardin Kapı’da bulunmaktadır.
Diyarbakır Mervaniler döneminde büyük bir onarım faaliyetine sahne olmuştur. Surların pek çok yerinde de Mervaniler’in kitabelerine rastlanmaktadır. Bugün sanat galerisi olarak kullanılan Mervaniler’in yapmış olduğu mescit’te şunlar yazılıdır: “Allah’ın mescitlerini, ancak Allaha ve Ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve Allah’tan başkasından kokmayanlar doldurur.” 
diyarbakir-kale4.bmp 
Büyük Selçuklular Dönemi’nden günümüze gelebilen kitabeler daha çok Nur Burcu’nda görülmektedir. Artuklu kitabeleri çoğunlukla Yedi Kardeş, Evli Beden, Urfa Kapı ve İç Kale’de görülmektedir. Bu kitabelerin birinde de şöyle denilmektedir: “yapılmasını efendimiz, bilgin, adil ve mücahit kral, muzaffer ve güçlü insan, dinin ve dünyanın yardımcısı, İslam’ın ve Müslümanların sultanı Sultan Melik Salih emretmiştir.”

Diyarbakır surları Eyyübiler döneminde büyük bir onarım görmüştür. Bugün “Hindibaba Kapısı” ile “Dağ Kapı” arasında kalan burç ve bedenlerde Eyyübi’lere ait kitabelere rastlanmaktadır.
           
Diyarbakır surlarını daha da gösterişli ve görkemli yapan figürlerin büyük bir kısmı Selçuklu ve Artuklu dönemlerine aittir. Bu figürlerin çoğunda Şamanizm’in etkisi görülmekte olup, Orta Asya sanatı ile İslam sanatı burada bir karışım halindedir.

  diyarbakir-kale5.bmp

 Fotoğraf: Surlarda Orta Asya ve İslam sanatı eserleri bulunuyor

Burçlar genellikle iki katlıdır


Sur duvarları arasında bulunan 82 burçtan çoğu yuvarlaktır. Bazıları da 6 veya 4 köşelidir. Şehrin Dicle vadisine bakan ve savunması daha kolay olan cephelerindeki burçlar daha çok 4 köşeli ve seyrektir. Dağ Kapı ile Urfa Kapısı arasında kalan ve saldırıya açık olan bölgedeki burçlar daha sık ve yuvarlaktır. Ayrıca bunlar takviye duvarları ile daha da sağlamlaştırılmış olup, Artuklu döneminde buraya eklenen burçlar büyüklük ve taş bezeme yönü ile de diğerlerinden ayrılmaktadır.
Burçlar genellikle iki katlı, bazıları da üç veya dört katlıdır. Bunların alt katları depo ve ambar olarak, üst katları da savunma amaçlı kullanılmıştır.
           
Evli Beden burcu ile Yedi Kardeş burcu surların güneyinde yer almakta olup, 1208 yılında Artuklu Hükümdarı Melik Salih adına Mimar Caferoğlu İbrahim tarafından yapılmıştır. Silindirik yapısı, onu çevreleyen kitabesi, çift başlı kartal, kanatlı aslan kabartmalarıyla oldukça görkemli olan ulu beden burcu ile yedi kardeş burcu plan ve bezeme yönünden birbirine benzemektedirler.

Burçlara ilişkin iki efsane 

Bu burçlarla ilgili bir de efsane vardır: efsaneye göre devrin hükümdarı bir yarışma düzenlemiş ve bu burçların bulunduğu yerde planlarını da kendisinin çizdiği, çok sağlam ve çok yüksek iki ayrı burç yapılmasını istemiştir. Diyarbakır’da bu işi başarabilecek iki kişi varmış. Bunlardan biri usta, diğeri de onun kalfası imiş. Ustanın dileği ustalığını bir kez daha göstermek; kalfanınki ise ustasını geçmekmiş. Usta Yedi Kardeşler Burcu’nu, kalfa da Evli Beden Burcu’nu yapmış. Burçların yapımı tamamlanınca hükümdar kalfanın burcunu daha çok beğenmiş, buna çok üzülen usta da kendini burçlardan aşağıya atmıştır.
Bir başka efsaneye göre ise, düşmanlar Diyarbakır’ı kuşatmış, günler süren çatışmalardan sonra yedi kardeşin savunduğu burç dışında tüm kent düşmüş. Kenti kuşatan kral anlaşmak için kardeşlere bir elçi yollamış. Yedi kardeş elçiye teslim olma koşullarını şöyle iletmiş; burcu teslim almaya kral ve komutanlar gelecek ve teslim olduklarında yedi kardeşin canları bağışlanacaktır. Kral kardeşlerin koşullarını kabul etmiş ve komutanlarıyla birlikte burca girmiş. Ancak onlar içeri girer girmez yedi kardeş barut deposunu havaya uçurmuş, patlamayla birlikte kral, komutanları ve yedi kardeş ölmüş, şehir de kurtulmuş.

Keçi burcu ve Nur Burcu

Mardin Kapısı’nın doğusunda, yontulmuş kaya kütlesinin üzerinde yer alan Keçi Burcu surların en eski ve en büyük burcudur. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen bu burcun üzerinde, 1223 yılında Mervanioğlu tarafından onarıldığını belirten bir kitabe bulunmaktadır. On bir kemerli bu burcun bir dönem mabet olarak kullanıldığı sanılmaktadır.
Yedi Kardeş Burcu’na bitişik olan nur Burcu Selçuklu döneminin en güzel eserlerinden biridir. bu burç, 1268 yılında Selçuklu Hükümdarı Melik Şah tarafından yaptırılmıştır. Duvarlarında kabartma halinde koşan at, aslan, geyik ve kadın figürleri işlenmiştir. Ayrıca burada İslam ikonografisinde ender görülen “çıplak kadın” kabartmasının işlenmiş oluşu dikkat çekicidir.
 
Diyarbakır surları birçok kuşatmalarda, istilalarda tarih boyunca önemli rol oynamıştır. 1930’lu yıllarda Diyarbakır’ın hava alabilmesi için bu surların yıkılması yönünde bir görüş ortaya atılmış ve şehir valisi bu surları birkaç yerden yıkmaya çalışmışsa da 1932 yılında buraya gelen Profesör Doktor Albert Gabriel ve şehir aydınlarının çabaları sonucunda bu yıkım engellenmiştir.
XX. yüzyılın ikinci yarısından sonra Diyarbakır nüfusunun sur içerisinden dışarıya taşması ile Diyarbakır’ın tarihi ve mimari dokusu yozlaşırken bundan en çok da surlar ile sur içerisindeki evler ve sokaklar etkilenmiştir. Özellikle surların Mardin Kapısı ile Urfa Kapısı arasında kalan dış bölümleri, Mardin Kapısı ile İç kale arasındaki bölümler tahribata uğramış ve bu bölgeler gecekondu yapılanması ile karşı karşıya kalmıştır.
 
Haldun DOMAÇ
Yazdırılabilir Sayfa Sayfayı Yazdır | Word'e Aktar Worde Aktar | Tavsiye Et Arkadaşına Gönder

TURİZM

En Çok Okunanlar

ANKET

Fenerbahçe'de yaşanan şok ayrılıkta suçlu kim?




Tüm Anketler


RSS | Giriş